Embed

İYİ ÖYKÜLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ / NECİP TOSUN

         Diğer yazınsal türlerde olduğu gibi öykünün de genel geçer kuralları yok. Kuşkusuz kurama göre, kurallara göre sanat yapılamaz, yapılmamalıdır. Ancak tüm iyi öykülerin mutlaka belli başlı özellikleri var. Bir başka deyişle bir öyküyü beğenmemizin, iyi dememizin ve onların kalıcı hâle gelmelerinin nedenleri var.
         Gerek öykü tarihine gerekse günümüzde yazılan öykülere baktığımızda, pek çok öykü anlayışının varlığını görürüz. Lirik yazanlar var, dramatik yazanlar var, fantastik/gerçeküstü yazanlar var, bilinç akışı uygulayan yazarlar var, postmodern tutum içinde olanlar var. Ayrıca kapalı soyut yazanlar, durum ve atmosfer öyküleri yazanlar, sade ve yalın yazanlar var. Aynı yaklaşım temalar için de geçerli. Siyasal yönleri ağır basan öyküler var, bireysel tutumları öne çıkaran öyküler var, korku öyküleri, tarihsel öyküler var.  Ancak bütün bu yönelimlerin içinde birini öne çıkarıp bunları yazanlar iyidir diğerleri kötüdür diyebileceğimiz bir genelleme yapmamız mümkün değil.
          Bu nedenle seçilen anlatım biçimini ve temayı bir başına, öykünün değerine ilişkin mutlak bir ölçü olarak kabul etmek zordur. Örneğin öykü tarihinde açıklık ve sadelikle oluşturulmuş öykülerin iyi örnekleri olduğu gibi, sadelik peşindeki yazarlarda, büsbütün gevşek, iyi dokunmamış, işçiliği az öykülere de rastlamak mümkündür. Aynı gerçeği soyut yaklaşımlar ve sembolik öykülerde de görürüz. Kısaca, nasıl ki sadece örtük anlatımla bir değere ulaşmak mümkün değilse, sadece anlaşılır öyküler yazmakla da bir değere ulaşmak mümkün değildir. Doğrusu eserin dayattığı, doğal atmosfere uymak, tercih edilen yazınsal tutumun hakkını verebilmektir.
          Kuşkusuz bir öykücünün ne anlatması, neyi anlatması gerektiğini en iyi kendisi bilir. Dolayısıyla bir yazar kendisini, duygularını en iyi ifade edecek bir temayı, konuyu en iyi biçimde metne yansıtmak ister. Bunu yaparken de her sanatçı, yaşadığı deneyleri karşılayıp onu sanat katına yükseltecek estetik, dil ve biçim arayışı içerisinde olur. Kendi yolunda ilerlemek, özgün ve yeni olmak pek çok yazarın ortak arzusudur. Çünkü yazar her durumda biçem ve içerikle kendi olmak, esere kendi anlayışını yansıtmak ister.
         Dolayısıyla ne yazarın seçtiği anlatım biçimi, ne de yazarın seçtiği tema bağlamında genel geçer bir ölçüt oluşturmak mümkün değildir. Bir başka deyişle yazar şu konuları anlatıyorsa öyküsü iyidir, ya da şu biçimi tercih etmişse öyküsü iyidir denilemez.
         Başta da belirttiğimiz gibi bütün diğer yazınsal türler de olduğu gibi öykünün de genel geçer kuralları yok. Ancak tüm iyi öykülerin mutlaka belli başlı özellikleri var. Bunların başında dil gelir. İyi öykülerin en önemli özelliği dil başarılarıdır. İyi öykülerde dil, sadece duygu ve düşüncelerin dışa vurulduğu bir araç değil, aynı zamanda biçimsel yapı oluşturmak, güzellik “yaratmak” için de kullanılan bir malzemedir. Bir başka deyişle yazar, dil aracılığıyla sadece bir aktarma değil bir inşa, yapı oluşturma peşindedir. Dil, yazarın biçim tercihine göre şekil alır. Bu nedenle iyi öyküler aynı zamanda dilin iyi kullanıldığı öykülerdir. Dil barajını aşamamış iyi bir öykü yoktur.
         İyi öykülerin aynı zamanda bir tavrı, bir duruşu, bir teklifi, sunumu, tercihi vardır. Değilse insani durumları sorgulamayan, bizi rahatsız etmeyen, bir teklifi ve sunumu olmayan insansız bir öykünün/metnin bir anlamı olamaz. Bu nedenle iyi öykünün takdim ettiği bir düşüncesi, aktarmak istediği duygusu, yazarın da bu öyküyü yazma gerekçesi vardır. Bir öyküyü okuduğumuzda bu öykünün bize aktarmak istediği bir duygunun, düşüncenin varlığını açıkça hissedebilmeliyiz. Başarısız öyküler bize bu öykünün niye yazıldığını sorduran öykülerdir.
        İyi öykülerde, dille, anlatımla, kurguyla, atmosferle bir güzellik yaratılır. Öykü ister gerçek ister fantastik/gerçeküstü öğelere yaslansın, ister lirik ister dramatik olsun, gerek duyduğu yegâne şey, her tercihin gereklerine uygun atmosferin varlığı ve kendi içinde tutarlılığıdır. Öyküyü oluşturan tüm öğeler, diyaloglar, betimlemeler bu dünyayı izah etmeli, atmosfere katkı sağlamalıdır. İyi öyküler bu gerekleri yerine getirirler.
         İyi öykülerin diğer bir özelliği de yeni bir düşünce, bize etkileyen yeni bir dünya kurmalarıdır. Neyi, nasıl anlatırsa anlatsın, iyi öykülerin ortak yönü, hayata ilişkin, onu değiştirmeye, dönüştürmeye yönelik bir davalarının, tavırlarının varlığıdır. Elbette nitelikli bir yazarın yazma gerekçesi her durumda bir duyuş, hissediş olarak hayata ilişkin bir tavır almak ona müdahale etmektir.
            İyi öykünün çoğaltmaya, zenginleşmeye uygun bir yapısı vardır. Çünkü öykü formunu benimseyen bir yazarın “yapması” gereken şey, sadece hayatı yansıtmak değil, onu çoğaltmak, üretmek olmalıdır. Bu yüzden iyi öyküler okuduktan sonra bitmez, bizde varlıklarını sürdürürler.
           İyi öyküde odaklaşma ve tek etki yaratma gerçekleştirilmiştir. Öykücü tek bir “merkezi nokta” tespit eder ve öyküsünü ona göre kurgular. Artık öyküye giren her şey o merkezi noktayı sağlamlaştırmak, güçlendirmek ve açığa çıkarmak için kullanılır. Her şey bu merkezi nokta etrafında gelişir. Konuda ve karakterde odaklaşma gerçekleşmez, dağılırsa, öyküde bütünlük sağlanamaz ve o tek etki gerçekleşemez. Öyküyü bütünlüğe ulaştırmanın yolu, öyküye giren her şeyin kendi içinde anlamlı bir bağlantı oluşturmasıyla mümkündür. İyi öykülerde odak dağılmaz ve etki maksimize edilir.
         Dil başarısı, anlatıma denk düşen atmosfer, duruş, yenilik, çoğaltmaya uygun yapı, anlatımda odaklaşma iyi öykülerin ortak özellikleridir.
 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !