SEVİM BURAK ÖYKÜCÜLÜĞÜ / NECİP TOSUN

          Sevim Burak, Türk öykücülüğünün en “aykırı” ve “farklı” seslerinden biridir. Sadece üç öykü kitabı bulunmasına karşın, kendine has öykü anlayışıyla, özgün bir öykü evreni yaratmayı başarmıştır. Yaşamı boyunca hiçbir edebî iktidara ödün vermeyen, başkaldıran bir sanatçı kişiliği sergileyen Burak, mevcut edebiyat topluluklarının içinde, çevresinde yer almamış, inatla “yeni bir edebiyat, yeni bir dil” oluşturmaya çalışmıştır. Bu anlamda fazlasıyla kişisel bir edebî serüven yaşayan Burak’ı Türk öykü geleneğinde bir akımla, grupla ilişkilendirmek imkânsızdır.

          Öykülerinde “anlam”ı ve “hikâye”yi tümüyle reddedip dilsel/biçimsel denemeler peşine düşen Burak’ın öykü dünyası “şifre”lerle döşelidir. Öyküleri tümüyle kapalı, örtük, hatta zaman zaman da “şahsî”dir. Bu yüzden de öykü dünyasının deşifresi zordur. Zaten o da anlaşılır olma peşinde değildir. O ortaya çıkan şeyin neye benzediği ile değil, “yazı”nın kendini yansıtıp yansıtmadığı ile ilgilidir. Çok okunmayı bir zaaf olarak kabul eden Burak, “halka inmiş yazar” sözünü bir yazarı eleştirmek için kullanır. Seçtiği edebiyat anlayışıyla edebiyat dünyasının yerleşik anlayışlarını, iktidar düzenini reddeden Burak’ı, edebiyat dünyası/iktidarı da kendi bünyesine kabul etmemiş, yazdıkları yayın aşamasında bile engelle karşılaşmıştır. Bu da onun yalnızlığını, kırılganlığını ve doğal olarak da başkaldırısını derinleştirmiştir.

           Öykü serüveni

İlk kitabı “Yanık Saraylar” (1965) yayınlandığında kelimenin tam anlamıyla olay olur. Anlamı ve dili reddeden, kapalı ve alışılmadık biçimsel üslûbuyla tartışılır. Kitaptaki özellikle Ah Yarab Yehova ve Sedef Kakmalı Ev öyküleri, ayrıntı zenginliği, kurgu orijinalliği ve anlatım yetkinliği ile usta bir öykücünün habercisidir. Ama Sevim Burak bu kitaptan sonra edebiyat piyasasından çekilir. Hem de tam on yedi yıl. (Bu arayı daha sonra mektuplarında, “Türk halkını protesto ettim” diye açıklayacaktır.) İkinci öykü kitabı “Afrika Dansı” ise 1982’de yayınlanır. Bu ara onun öykü dünyasından çok şey götürmüştür. “Afrika Dansı”, “Yanık Saraylar”ın seviyesini tam olarak tutturamaz. Kitap kuşkusuz güçlü, nitelikli bir yazarın elinden çıkmıştır. Ama Burak anlamı büsbütün örtmüş, anlatımı iyiden iyiye “şahsî”leştirmiştir. Son öykü kitabı “Palyaço Ruşen” ölümünden sonra 1993 yılında yayınlanır. (Ölümü: 31 Aralık 1983). Ne var ki “Palyaço Ruşen”i bir öykü kitabı saymak zordur. Kitabın ilk dört öyküsü değişik isim ve biçimle iki öykü halinde “Afrika Dansı” kitabında yer alan öykülerdir. Burak, bu iki öyküyü “ayırıp” dört öykü yapar. Yani iç içe anlattığı öyküleri bu kez de ayrı ayrı anlatır. Diğer metinler ise öyküden çok, kitabın girişinde de belirtildiği gibi, “öykü parçaları”dır. Yine de “Palyaço Ruşen”, onun öykü anlayışını anlamamıza yardımcı olacak önemli bir ipucu kitabıdır. Sevim Burak’ın öyküleri yanında “Sahibinin Sesi”(1982) “Everest My Lord”(1984) adlı oyun ve romanı da bulunmaktadır.

Sevim Burak’ın öykü serüveni de ülkemizdeki pek çok öykücü gibi yükselen değil düşen bir başarı grafiği izlemiştir. İlk kitabı “Yanık Saraylar”ı daha sonraki çalışmalarında bir türlü aşamaz. Bu da onun biçimsel arayışlarını büsbütün çığırından çıkarmasına, hezeyanlara, sayıklamalara varan bir uç noktaya taşımıştır. Yarattığı o dünyada çok özel hassasiyetler, sadece kendisinin anlayabileceği duyarlılıklar üretmiş, öyküsüne yeni pencereler açamamıştır. Burak, mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla, öyküye ara verdiği bu on yedi yıl boyunca “Mach 1” adlı bir roman üzerine çalışır. Ama romanı bitiremez. Bir taksiyi konu olan romanı öylesine problem eder ki âdeta bu onun öykücülüğünün sonu olur. Romanı bitirmeye odaklanmış bilinci, öykü dünyasını gittikçe köreltir. “Mach 1” notlarını daha sonra “Palyaço Ruşen”de parça parça “öyküler” olarak yayımlar. Böylesine çalkantılı, sıkıntılı bir edebî serüven yaşayan Burak, bir yandan da hastalıklarla boğuşmaktadır. Sonuçta öyküsünün çerçevesini tam olarak oluşturamadan arkasında sadece üç öykü kitabı bırakarak elli iki yaşında hayatını kaybeder.

(Devamı, Öykümüzün Kırk Kapısı, Hece Yayınları, 2013) 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !